Ölmeden Önce Yapmanız Gereken 2001 Şey

Merhaba sevgili okurlar, ismiyle ve kapağıyla ilgimi çeken bir kitaptan bahsedeceğim sizlere…

Öncelikle kitap hakkında bazı bilgileri vermeliyim; Yazar Dane Sherwood, Pegasus yayınlarından çıkmış, ingilizceden çeviren Özkan Özdem, Mart 2012 tarihiyle çıktı piyasaya, 204 sayfalık eğlenceli bir kitap…

Kitapçıya ders notları çıktısı almak için gittiğimde, fotokopi makinasının sayfaları tek tek çıkarmasını beklerken, rafları her zamanki gibi ince bir titizlikle inceliyordum. Bu sefer kapak tasarımıyla ilgimi çeken bu kitabı gördüm. Elime aldım biraz inceledim, çok hoşuma gitti. Biraz beni anlatıyordu, biraz da herkesi… Benim gibi hayatın deli dolu yaşamaktan zevk alanlar bir rehber, başucu kitabı diyebiliriz 🙂 Yapacak delilik aramanıza gerek yok, birçoğu bu kitapta yazıyor 😉 Ben daha değişik, daha renkli şeyler yapılabileceğini okudum, hayatımı değiştirmeye aday olabilirdi bu kitap ama zaten hayatım değişik… 🙂 Kitaptan bir kaç cümleyle yazımı bitiriyorum. Kitabı gönlü genç olan, çocukça yaşamaktan zevk alanlara tavsiye ediyorum. Yakınımda olanlara okuması için verebilirim. Bol Okumalı günler diliyorum.

Ölmeden Önce Yapmanız Gereken 2001 ŞEY

Ölmeden Önce Yapmanız Gereken 2001 Şey

– Bir dananın doğumunu seyredin.

-Motor tamir etmesini öğrenin.

-Tanımadığınız birinin otobüs biletini ödeyin.

-Pastırmayı tavada kızartın.

-İşlek bir yolu kapatın.

-Bir kitap yazın.

-Stadyumda Meksika Dalgası başlatın.

-Merdiven parmaklığından kayın.

-Çöp kutularını karıştırın.

( Eğer iki yol varsa, üçüncüsünü seçmelisiniz. – Yiddiş Atasözü )

-Meşale ışığı ile kayak yapın.

-Pazarlık yapın ve kazanın.

-Ateş böceklerini yakalayın.

-Çocukluğunuzda okuduğunuz kitapları yeniden okuyun.

Kitabı bu adresten satın alabilirsiniz, okuduktan sonra bizimle paylaşmaktan çekinmeyin…

 

– Bu Yazı 1448 kez okundu –

Biz de Cumhuriyet Üniversitesi için Çaldık

  1. Sivas’ımızın adını böyle çok güzel bir çalışmayla insanlara duyurmak, paylaşmak gerçekten çok güzel. Gurbette olan bir Sivas Zaralı olarak ilk izlediğimde çok duygulandım, arada Zaralı Halil’in Asker Ağam türküsü söyleniyor, insanın içi gidiyor. Memleketten uzakta olanlar bu türküleri, bu sesleri çok daha içtenlikle dinlerler. Emeği geçen herkese çok çok teşekkür ediyorum, hem kendi adıma hemde tüm hemşehrilerim adına. Bu kadar güzel bir çalışmayı Türkiye’ye kazandırdıkları için gurur duyuyorum hepsiyle. Her ortamda bu çalışmayı paylaşarak insanların güzel duygularla hayata farklı bir bakış açısıyla yaklaşması için elimizden geleni yapmayı çalışıyoruz. Bilgilendirmeyi olduğu gibi aktarıyorum sizlere.
  2. Cumhuriyet Üniversitesi öğrencilerinin “Dostum Dostum” türküsünü seslendirdikleri klip internette yoğun ilgi görüyor. Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Teknolojisi Anabilim Dalı öğrencilerinin “Dostum Dostum” türküsünü seslendirdikleri “Biz de Cumhuriyet Üniversitesi İçin Çaldık” klibi, internette yoğun ilgi görüyor. Müzik Teknolojisi Öğretim Elemanı ve projenin yöneticisi Kürşat Taydaş, gazetecilere yaptığı açıklamada, öğrencilerle gönül gönüle vererek fakültede yürüttükleri çalışmalarını görsele dökmek istediklerini ve “Playing For Change” ve “Doğa İçin Çal” projelerinden etkilenerek, “Biz de Cumhuriyet Üniversitesi İçin Çaldık” çalışmasını hazırladıklarını söyledi. Taydaş, projeyi 52 kişiyle gerçekleştirdiklerini, bir çok enstrümanla çalışarak, 2 ayda tamamlamayı başardıklarını ifade etti. Önce ödev niteliğinde düşündüklerini, proje ilerledikçe heyecan duymaya başladıklarını dile getiren Taydaş, ortaya çıkan eserle üniversiteye, Sivas’a katkı sağlandığını ve çok olumlu tepkiler aldıklarını belirtti. Projede seçtikleri eserle dostluğun önemine vurgu yapmak istediklerini belirten Taydaş, şöyle konuştu: “Sivasımız türkülerin harman olduğu bir yer. Bir çok halk müziği sanatçımız var. Ülkede ve üniversitelerde yaşanan bazı olaylara karşılık bu projeyle dostluk mesajı vermeye çalıştık. Bütün öğrenci kardeşlerimizin gönül gönüle olduğunu gösteren Aşık Ali Sultan’a ait olan ve Mehmet Özbek tarafından derlenen “Dostum Dostum” türküsünü seçtik. Türkünün arasında yine Sivasımızın önemli bir değeri Zaralı Halil Söyler den alınan Karlı Dağlar uzun havasına yer verdik. Çalışmanın ardından hiç tanımadığımız insanlardan çok olumlu tepkiler aldık. Bizleri arayarak çok beğendiklerini dile getirdiler. Özellikle Sivas dışında yaşayan Sivaslılardan çok olumlu tepkiler alıyoruz . İnşallah devamını da getireceğiz. İkinci çalışmada kullanacağımız eser belli değil. Bu defa daha büyük bir çalışma planlıyoruz ve hazırlıklarına da önümüzdeki günlerde başlamayı düşünüyoruz.” Kürşat Taydaş, CÜ Rektörü Prof Dr. Faruk Kocacık’tan da destek gördüklerini vurgulayarak, projede emeği geçen herkese teşekkür etti.

– Bu Yazı 1117 kez okundu –

Bitkisel ve Hayvansal Yaşam

Konu başlığı nerden geldi bilmiyorum aklıma, fonda çalan Nil Karaibrahimgil parçaları, ben aptal mıyım modunda geçen saatler. Nasıl saçma bir yazı yazıyorum farkında değilim, sizde bilmeyin zaten. Yazmak güzel ve bunu serbestçe kendi dünyanızda yazmak daha güzel. Hani insan bi yerlere bişeyler yazmak karalamak ister bende öyle işte. Aslında hepimiz aynıyız, hepimiz farklı olduğumuz için aynıyız aslında 🙂

Niçin saçmalıyorum sormayın bana, kaybedenler kulübünü yeni izledim, etkisindeyim. Bu ne kadar güzel ve bi o kadar saçma bir film 😉 Bi yandan bu benim bi yandan bu nasıl bir dünya… Ne yazacaktım bakın unuttum ben, yaşıyoruz işte, sabah kalk, okul ,iş vesaire bişeyler ye iç yat, sonra yine aynı…

Bazen hatta sık sık hoşlanırız sıkılırız, birine bağlanırız, reddediliriz.. İşte öyle saçma falan bunların hepsi. Seversin gidersin, utanırsın çekinirsin, kızarırsın sonra olmaz işte ayrılırsın, ne ayrılması bu ne saçmalık, hiç beraber olmadınki ayrılıyorsun. Vesselam sizlere bi öğüt verecem şimdi, kimse kimseye öğüt veremez bunu öğüt veriyorum bunu okuyacak yirmi otuz civarı arkadaşlarıma ve belkide yanlışlıkla sayfayı açan en fazla beş yabancıya…

Şimdi de ben ona aşığım parçası çalıyor özgür kız nilden 🙂 iyi ki yapmışım, iyi ki yapmışım deyip duruyoz güzel nilim ya, iyi ki yaptık evet, seviyorsak söyleyelim, ne kaybederiz, belki kazanırız, kazanamayız da 🙂 önemli olan içimiz rahat olsun, içimize atmak mı asla, olursa olur olmazsa olmaz tabi. Olursa ekime kadar olmazsa Kasıma kadar 🙂 Yılbaşı da yaklaşıyor, partiler hop hop hop canlanın, boş boş geçecek saatler, içkiler şunlar bunlar, sonunda ayıldınığınızda yine aynı ottan bir dünya. en iyisi yaşıyormuş ve mutluymuş taklidi yapmak…

Değiştim ya parça bitmeden, nil abla ses tonunu değiş biraz ya bak sıkıldım hemen, onur akın abimiz, geceyi sana yazdım parçasıyla giriş yaptı indirimden aldığım hoparlörlerde sesi odayı inletiyor. Hoş bir müzik keyfi, evde olmak , sıcacık odada, çay, kahve, internet daha ne olsun. Çoğu zaman diyoruz yeter la sıkıldım nolcak, hep aynı. Aslında bilmiyoruz ki kıymetini, kalmamışsak sobalı evde, odunsuz kömürsüz günler geçirmemişsek eğer, nerden bilecez sıcacık bir peteğin ısıttığı odayı… Elektrik olmayan bir evde köy evinde falan hiç çocukluğumuz geçmediyse nereden bileceğiz, insanlara ulaşmanın kıymetini, interneti, televizyonu bilmem neyi… Soğuk kış gününde sokakta kalmadıysak hiç, nerden bileceğiz sıcak bir fincan çayın kıymetini… Aslında değişen dünya değil biziz, bizim kafamız değişiyor dünyayı farklı görüyoruz. Köyden ilçeye şehre ilk defa giden çocuk için çok güzeldir şehir merkezleri. Başka bir dünya hayal edemez, herşey film gibidir onun gözünde. Bir kere görsün dışarıyı, güzellikleri bir daha dönemez eski yerine, aklı kalır hep güzelliklerde…

Bana dolabımın üstünden bakan bomboş bir yeni rakı şisesi, bir cin gelsede doldursa diye umut ediyorum, kimbilir belki dolar… sabaha kadar kendimizden geçip, hayal kurarız, eski dostları arar, kaybolmuş aşkları hatırlar, gece yarısı, düşünmeden safça çocukça arayıp seni seviyorum deriz… içmezsek olmaz ama insan insan olalı, önce büyümek isteyip sonra öğrendiklerini yaşadıklarını unutmak isteyen bir hayvan daha görmemiştir. Hayvanca yaşayıp, hayvanca sevişip, havyanca hayvanca hayvanca… Yazı bu, yazdım, bir konusu veya amacı yok, olur belki ilerde. Esen Kalın…

 

– Bu Yazı 504 kez okundu –

Teknolojiye Karşı Kitap Kokusu

İnsanlık tarihi binlerce yıllık bir geçmişe sahip, kitaplar ise bunun yanında çok yakın tarihte yaygınlaşmasıyla çabucak hayatımıza girdi. Eski tabletlere ve bir çok maddeye yazılan yazılara işlenen figürlere, sembollere bakacak olursak insanlar kendini bildi bileli çoğu konuyu, yaşamı, düşüncelerini bir yerlere yazmışlar, aktarmışlardır. Kitapların yaygınlaşması herkesin okuyabilir hale gelmesi matbaanın icadıyla mümkün hale gelmiştir. Daha önce el yazmalarıyla çok daha önemli değerli olanlar kitaplar, herkesin ulaşabileceği bir araç haline gelmiştir. Bildiğim kadarıyla bin beş yüzlü  yıllarda insanlar sadece yirmi beş otuz kitabın bulduğu kütüphanelere gitmek için günlerce yol alırmış, kütüphanelerde bu kadar el yazması eser çok önemli bir durum teşkil ediyormuş.

Kitaplarla tanışmam doğumumla beraber oldu, gözümü açınca evimizde eski yıllardan kalan yirmiye yakın kitaptı sadece, gerisi ne oldu  bilinmiyor, siyasi kitaplarla başlamıştım okumaya… Köyde ilkokulda okurken Sivas’ın şehir merkezine geldiğimizde babama aldırdığım cin ali setiydi ilk heyecanım, bir kutu yeni kitap, kağıt kokusu çok güzel, yeri doldurulamaz bir haz, okudum okudum, kitaplarla okudum 🙂

Dönem ortasında köy okulunda okurken kitapları okuduktan sonra ne yapacağımı bilmiyordum, kitaplık yada bir yerlerde saklama fikri henüz aklımda yoktu, bir heyecanla ve okul müdürünün çocuğu olmanın verdiği gazla koliyle kitabı koridorun ortasında pazarcı nidasıyla arkadaşlarıma, tanıyan tanımayan herkese sattım 🙂 belki dağıtmam gerekirdi , babama sorsam arkadaşlarına ver derdi kesin, o yüzden hiç sormadım 😉 Aldığım fiyatın yaklaşık üç katına sattım kitapları, satmayaydım iyiydi gitti güzelim hatıralar 🙂

Gelelim ana konuya, yeni bir kitap yeni heyecan, yeni bir hayat demek. Her kitap farklı bir dünya, farklı insanlar, yaşanılanlar yaşanması umut edilenler… Kitabın sevdiğim en iyi taraflarından birisi kokusu, bir kitabın kokusu olmazsa o kadar değerli olmaz bence… O yüzden teknolojinin getirdiği elektronik kitap okuma falan gibi şeylere değer vermiyorum, kağıda basılmış, kokusunu veren o değerin yeri doldurulamaz. Bir kitabı elinize aldığınızda bıraktığınız sayfa hayatı durdurduğunuz yerdir, kolay kolay unutamazsınız o sayfayı…

Kitaplarda kendinizi bulursunuz, başrolde siz olursunuz, kimse karışmaz, bazen sesli bir ortamda bazen sessizlik içinde sayfalar akar gider. Kitabın sayfalarının çabuk geçmesini istediğiniz yer de olur, tekrar tekrar okuyup, hiç bitmesin dediğiniz yerlerde olur…

Keşke içinde kaybolsam dediğim bir kütüphane

Yazmayı istediğim daha çok var ama uzatırsam okumaktan sıkılabilirsiniz… sık sık kitaplar hakkında yazacağım, şimdilik bu kadar, tavsiyelerinizi ve görüşlerinizi yazmaktan çekinmeyiniz. Bol okumalı günler diliyorum…

– Bu Yazı 2525 kez okundu –

Uzun bir aradan sonra buradayım

Aylar oldu yazmayalı, hem zaman bulamadım hemde sitedeki teknik nedenlerden dolayı uğraşmak zor geldi. Gezip gördüğüm yerlerden, günlük yaşantımdan, sosyal etkinliklerden, aklıma gelen her şeyden yazmaya devam edeceğim. Amacım kimseye bir şey aşılamak değil; yaşanılanı , gördüklerimi, düşündüklerimi anlatmak. Tabi ki siz de değerli yorumlarınızı eksik etmezseniz memnun olurum. Yine havası kapalı bir Trabzon gününde dünyaya açılan pencerem, kendi sayfamdan yazıyorum. Yazmamı istediğiniz, düşüncemi almak istediğiniz konu olursa bana yazmaktan çekinmeyin. Kitap ve film eleştirilerine, gezilerime, bilim ve teknolojiye öncelik vereceğim sayfamda… Her şey gönlünüzce olsun.

– Bu Yazı 503 kez okundu –