Dijital Akıllı Saat mi yoksa Analog Saat mi ?

Çok önceden saatlere karşı ilgi duymaya başladım, Saat demek hem zaman demek hem bir aksesuar hem de kendi çapında büyük bir teknoloji demek.

ilk zamanlar analog saat kullanırdık, ucuz olanlardan, eş dost kimden görürsek ya da bir hediye aldırabilirsek kendimize. Yıllardır saat takmanın psikolojik olarak rahattığını düşünürüm.

Bu yazıya başlama amacım aslında teknolojik bir değerlendirmeden çok saat kullanımının psikolojik etkileri üzerine olacak.

Öncelikle saatin anlam ve önemini irdelemek sonrasında da akıllı saatlerle analog saatlerin insan etkisi üzerine etkilerinden bahsedeceğim.

Saat demek zaman demek her şeyden önce zamanı değerli olan her insanın gözü saattedir, zaman değerli ise saate bakmanın değeri daha iyi anlaşılır. Sınavda bir öğrencinin kalan dakikalara odaklanıp kendini hızlandırması bir gözünün sürekli saatte olmasına bağlıdır. Hele de konu paragraf sorusu ise ya da güzel bir mantık sorusu ise dakikaları sadece saatimiz gösterir, biz zamandan bağımsız yaşarız o anları.

bir spor dalında saniyeler belki de saliseler kıymetlidir, o zaman saat, kronometre bizde değil de başkasındadır. Yine de işin özü zamandır. Adı değişse de onu ölçen saattedir.

Bir mühendis olarak hem öğrencilikte hem iş hayatında zamanın değerini iyi bilenlerdenim, öyle olmaya çalışıyorum da diyebilirim. Buluşma ve planlarda ben zamana ne kadar önem verirsem karşımdakinin de o şekilde önem vermesini beklerim hep. Bir etkinlik mi var öncesinde orada olurum, bir buluşma mı var saatinde orada olmak için plan yaparım, mümkünse biraz daha erken gitmeye çalışırım. Uçağım mı var yol saatinin üzerine olur da yolda lastik patlar vs olur diye onun süresini de ekler öyle yola çıkarım havaalanına doğru.

Yaş ilerledikçe insan daha iyi anlıyor aslında zamanın değerini, bazen 1 günü dopdolu geçirip unutulmaz hikayelerle hatırlarken bazen de evde tv karşısında sıradan ve değersiz 1 gün geçirmek aslında bizim elimizde. Zamanı nasıl kullanacağımız bizim elimizde.

Konu başlığımızdan uzaklaşmadan devam etmek gerekirse; ilk başlarda analog saatler, sonrasında her Türk erkeği gibi asker saati dediğimiz Casio düz dijital saati, sonrasında yaşam tarzına göre farklı marka modellerde ve farklı bütçelerde dijital akıllı saatler ve analog , kadranlı (akrep-yelkovan-saniye) , kullandık ve kullanıyoruz.

Tekonolojiye olan merakımdan dolayı hem analog saatleri çok sevdim, hem kinetik enerjili saatleri, hem güneş enerjili solar saatleri, hem dijital ekranlı akıllı saattleri. Kullanmadığım saat çeşidi kalmadığını ispat edemem 🙂

Bu karşılaştırmanın bir kazananı olmalı mı emin olamıyorum. Onlarca farklı model kullandım, bu konuda mütevazi olamayacağım, bütçeye ve tarza göre yeni şeyler denemekten vazgeçemiyorum sanırım.

Kullandığım bazı marka modellerden bahsedecek olursam eğer; Casio, Seiko Analog Saatler, Orient, patek philippe, tag heuer gibi markaların bazı birinci sınıf replikaları vs derken hem kinetik hem analog modelleri hem de G-Shock gibi outdoor modelleri denedim ve kullandım.

Son zamanlarda Apple Watch, Amazfit, Huawei Watch, Mİ Band, SAMSUNG galaxy Watch, Garmin gibi güncel akıllı saat modellerinin tamamını denediğimi söylebilirim.

Şimdi gelelim akıllı saat sevdasına; ilk zamanlardan beri çıkan modelleri deneyimledim, her modelde yeni güzellikler öğrendim. Çok akıllı olunca saat her şeyi ona soruyoruz, telefonu oradan cevaplıyoruz, müziği oradan açıyoruz, nabzımıza bakıyoruz , en çok da kaç adım attık kaç km yaptık derken beynimizin bir yarısını da ona veriyoruz resmen 🙂 Hayatımızı gerçekten kolaylaştırdığını düşünüyoruz, ona inanıyoruz. Gerçekten öyle mi peki ? Aldıklarını verdiklerini yazsak hangisi fazla çıkar her insanın kendi yoklamasını yapması gerekiyor tabi.

Analog saatlere kısaca değinecek olursak, dönüp duran akrep yelkovan, hızlıca akıp giden saniye…

Belki karşımıza ayın kaçı olduğunu gösteren bir bilgi ve hangi günde olduğumuzu yazarsa epey tefarruatlı olduğunu bile söyleyebiliriz.

Çocukluktan gelen alışkanlık mıdır yoksa insan evriminin bir sonucu mudur bilmem, saate baktığımda dijital ekranda yazan değerle analog saatin ekranında gördüğüm şeyler aynı hissiyatı vermemekte.

Ne demek bu şimd diyor olabilirsiniz, sabahın altısı ya da yedisinde uyandığınızda dijital ekranda, saatin, telefonun, alarmın dijital ekranında yazan 06.00 ile analog saatin ekranında akrep-yelkovan ikilisinin aynı zamanı göstermesi teorik olarak eşitse de pratikte ve insan psikolijisinde eşit olmadığını size ispatlayabilirim.

Digital ekrandaki değerlerin işleyiş hızını ve nereden nereye gittiğini görmek anlamak için insan beyni henüz evrimleşememiştir, bu çok çok yeni bir teknolojidir bizler için. Rakamlar, Dijital olarak 1-2-3-4 diye giderler. Aslında 2’nin 1’den sonra olduğunu öğrenmek zorundayızdır. Ama analog bir alette belki ölçü aleti belki saat, ortadaki bilgi değişkendir, o değişimi gözle görürüz, saatin saniyeleri tik tak tik tak işlemektedir ve bu işleyiş gözümüzün önünde ilerleyen saniye-yelkovan-akrep üçlüsünün bizlere aktardığı sadece zamanın o anki değeri değildir. Bir ilerleyiştir, bunun bize okulda öğretilmesine gerek yoktur. zaman akıp gidiyordur ve bunu izliyoruzdur.

Diyelim ki öğle molasına çıktınız ofisinizden, Dijital saatinize baktınız ve 12.30 gördünüz, Analog saatinizde de 12.30 görüyorsunuz ama teori ve pratikte görsel olarak da 12.30 görüyorsunuz aslında, ilerleyen bir şeylere bakıp görüyorsunuz o değeri. Zamanın akış hızından habersizsiniz dijital ortamda tıpkı gerçek hayat ile dijital sosyal hayatta olduğu gibi.

13.00 oldu dijital saatinizde, daha 30 dk var diye beyninizden çok ufak bir hesap yaptınız aslında öğlen molasını bitmesini beklerken, otonom olarak yaptı beyin bunu, 30 dakika ne demek tam olarak insan beyni bunu idrak edemez, eldeki bilgiler ışığında kaç nefes alışverişe denk gelecek, nasıl sayacağız o bile muallak bizler için. Analog saatiniz 13.00 gösterdiğinde zamanın aslında yarısının geçmiş olduğunu ve kalan yarısının da hangi hızda gözünüzün önünde geçtiğini görürsünüz. Bu aynı zamanda zamanın kıymetini de artıran bir olaydır insanlık için.

Sabah uyandınız ve analog saatinize baktınız, sabahın o erken saatini size hissettiren akrep-yelkovan ikilisi güne başlıyor, başlangıç çizgisinde yerlerini almışlar ve sizi sabırsızlıkla bekliyorlar. Hayatın içinden onlar, bizden, neden çünkü sabahın 5’i, 6’sı , 7’si aynı zamanda günün başlamasını ve güneşin doğuşunu temsil ediyorlar. O yüzden binlerce yıldır güneşin doğuşuna ve batışına göre zamanı ayarlamakta evrimsel bir süreç işleten insanlık saatin akrep-yelkovan hareketini güneşe aya yıldızlara dayandırarak bağ kuruyor ister istemez, genellikle istemsizce ama bilinçli olarak.

Hayatı kaçırmayalım diye analog saatin nostaljisi içinde yaşarken akıllı saatlerin getirdiklerini de yabana atmamak gerek, sporda çok işe yarayan uyarı nabız sistemleri, kilometre bilgileri, telefon görüşmeleri derken aslında çok faydalı bir teknoloji, asıl sorun bu teknoloji güzel de bu sadece kola takılan elektronik bir cihaz, üzerinde size saati de gösteriyor, tıpkı telefon ekranındaki saat gibi. Bu güzel teknolojinin adı saat olmamalı, akıllı saat değil bunun adı, akıllı bir bilekik olabilir, içerisinde saati de gösteren bir bileklik, adına saat diyerek aslında saate hakaret ettiğimizi düşünüyorum.

Koldaki saat, akrep ile yelkovan’ın hikayesi değil yalnızca; insanların çaresizliği, güçsüzlüğü belki de en önemlisi zamanı durdurmaya gücü yetmeyen bir acizliği diyebiliriz. Zamanın önemini en çok ona ihtiyaç duyduğumuzda anlıyoruz. Yapabilsek keşke saate bakmadan gün doğumuyla uyanabilmeyi, güneşi ve yıldızları takip ederek yaşamayı, geceyi hissedebilsek ay ışığında, takılıp kalmadan dijital ekranlara ve zamanın kaybolduğu anlara, ömürlere.

Saniyeler, dakikalar birbirini takip ediyor. Çabuk geçiyor günler haftalar, sonra yaş alıyoruz hayattan, bir bakıyoruz ömür dediğin kısa kısa hatıralardan ibaret.

Her saniyenin kıymetini bildiğimiz güzel yarınlara…

– Bu Yazı 25 kez okundu –

Bilgisayar Özelliklerine Nasıl Bakılır ? Windows 10

Evet program kullanmadan bilgisayarınızın teknik özelliklerini görebilmek için;

Başlat arama menüsünde,

  • dxdiag yazıyorsunuz ve Enter diyorsunuz ekran otomatik geliyor karşınıza.
  • DirectX Tanı Aracı olarak karşınıza çıkacak.

Buradan sayfalardan ilerleyerek istediğiniz bilgilere ulaşabilirsiniz.

– Bu Yazı 35 kez okundu –

2. El Fotoğraf Makinesi Alırken Nelere Dikkat Edilmeli ?

Şimdi bu yazının öncesinde okunması gereken nasıl bir makine almanız gerektiğidir.

Nasıl Karar Vereceğiz ?

Yani makine almaya karar verince ne alacağınız, marka model vs olarak bir karar aşamasıdır.

Bununla ilgili yazıyı yakın zamanda paylaşacağım, genel olarak eş dost tavsiyesi ile model kararı verildiği için sonrasında ikinci el araştırması yaparken sizlere fikir vermesi açısından nelere dikkat etmeniz gerektiğini bu yazıda anlatacağım.

Bu yazı öncelikle alacağı modele karar vermiş ama alırken neler önemli kısmına dair bilgiler içerektir.

Şimdi aklınızda bir model var ve o modelin ikinci elini almaya karar verdiniz.

Nereden Satın Alabilirim ?

  • Devir internet devri artık mağaza mağaza dolaşma saçmalığı yok, sıfır alırken de yok, ikinci el alırken de yok.
  • Sahibinden, Letgo, Facebook Marketplace, Facebook Satış Grupları, Şehrinizde Olan Fotoğraf Ekipmanı satan yerler seçenekler arasında.
  • Şehir içinden ya da şehir dışından almanız mümkün. Bunun artıları ve eksileri mevcut. Onları da aşağıda belirteceğim.

Görmeden Almak Mümkün mü ?

  • Şimdi söyle diyebiliriz; bir fotoğraf makinesini ya da objektifi görerek alırken bile bazı riskler mevcut. Uzaktan alışveriş yaparken ciddi anlamda tedbirli olmakta fayda var.
  • Farklı şehirden alışveriş yaparken öncelikli sorun ödeme şekli, genelde önce parayı göndermek sonrasında ürünün kargosunu beklemek gerekiyor. Bu karşıdaki kişiyi tanımıyorsanız çok çok riskli bir durum, açıkçası tavsiye etmiyorum. Bir mağazadan ikinci el alıyorsanız o mağazanın adını sanını vs çok incelemenizi yorumlara bakmanızı tavsiye ederim.
  • Mağazadan ikinci el alırken bile çok güvenmeyin neler gördüm ben yıllarca bunu tecrübe ettim.
  • Genel olarak mağazadan alırsanız daha yüksek meblağ ödemek zorunda olduğunuzu hatırlatırım, sonuçta o mağazanın gerçek anlamda giderleri var. Yine de tercih ederseniz alırken herhangi bir beğenmeme durumunda iade edeceğinize dair bir söz alın, bu sözde kalmasın, Wp den vs yazışırken elinizde bir kanıt olsun yine de.
  • Bir kişiden alacaksanız, ki genel olarak böyledir. Ya parayı peşin ödersiniz size gönderir ürünü ya da önce ürün gelir siz sonra ödersiniz. Bu pek tercih edilmez, ama ben arada böyle satış yapıyorum karşımdaki kişi bir işyeri sahibi falan ise, fotoğraf işini profesyonel yapan biriyse gördükten sonra ödeme yapmasını kabul ediyorum. Sonuçta bir risk ama bunu en aza indirmek sizin elinizde.
  • Benim tavsiyem makineyi bulduğunuz şehirde bir tanıdık olacak gidip inceleyip alacak , parasını orada ödeyip size gönderecek.
  • Ya da en yakın alternatifi sizin yaşadığınız şehirde karşı taraf tanıdık birisine gönderecek o kişiyle buluşup siz elden alacaksınız.
  • Diğer bir ihtimal de Sahibinden sitesi üzerinden GET (Güvenli E-Ticaret) yaparak işlem yapmanız. Burada da %10 civarı komisyon ödenmek durumunda kalınıyor, bir çok anlamda avantajlı ama fiyat yükselmesi alıcıya mal oluyor diyebiliriz. Karşı taraf GET ilanı olarak satışa koyuyor, siz kredi kartıyla 3-6 taksitte alıyorsunuz sistemden, ürün size gelene kadar paranız Sahibinden sitesi para havuzunda güvende, ürün size gelince kontrol edip onay verirseniz karşı tarafın parası hesabına yatıyor. Siz beğenmezseniz ürünü zararsız geri göndereceksiniz, karşı tarafa ulaşıp tekrar geri aldığını bildirince sizin ödemeniz kartınıza iade edilir. Bu genel olarak güvenilir bir yöntemdir.

Makine ve Lens İçin Nasıl İnceleme Yapacağız ?

  • Fotoğraf makinesi için araştırma yapan insanların karşısına çıkan ilk şey çekim sayısı (shutter count) mevzu. Bazıları önemli değil dese de gerçekten önemli bir sayı bu.

Çekim Sayısı (Shutter Count) Nedir ? Önemli midir ?

  • Fotoğraf makinesinin her bir fotoğraf ya da video için perde mekanizmasının bir kez açılıp kapanması olayıdır kısaca.
  • İlanlarda görürsünüz, 5k, 20k gibi sayılar vardır. Bazıları da ne olduğunu bilmediği için 15000k yazarlar. Aslında ”k” matematikte çokça kullandığımız 1000 rakamının bir sayının yazıya kısaltma için yazılma şeklidir. Yani 5k=5000 shutter demektir.
  • Bu sayı ne kadar önemli peki ?
  • Genel olarak yıpranmamış bir makine almak istiyorsanız bu sayı düşük olmalıdır. Ne kadar az kullanıldığının en basit kanıtı budur. Tabi çekim sayısı düşük diye makine çok temiz olmayabilir ama önemli bir bilgidir bizim için. ”Crop Sensör” makineler için ortalama perde ömrü 150k yani 150 bin iken ”FF Full Frame” makineler için 200k-1Milyon arası değişebilir. Siz amatör olarak baktığınız için sizin baktığınız makineler %95 olasılıkla Crop dediğimiz çarpanlı makineler yani giriş seviyesi ve orta segment ürünlerdir. Canon 700D, Nikon d7200 gibi makineler Crop makinelerdir. Nikon D610, Canon 6D gibi modeller Full Frame dediğimiz makinelerdir.
  • Arabanın kilometresi ne kadar kullanıldığı hakkında bilgi verip fiyatı etkiliyorsa , fotoğraf makinesinin çekim sayısı da böyle bilgileri daha makineyi görmeden bize söyler.
  • Uzun pozlama ya da video çekerek tek bir çekim sayısı artırılıp makine sensörü yorulmuş olabilir bunlara dikkat etmek gerekiyor, çekim sayısı düşük diye hemen yeni makine demek doğru değil, ama bu yolda bir adım olacaktır.
  • Örneğin tavsiyem diğer yazdıklarımı da kontrol etmek şartıyla Crop dediğimiz makineler için 10-15k üzeri çekimde makineleri çok tavsiye etmiyorum. Fiyatı piyasanın cidden altında ise düşünülebilir ona da aslında bir alt model alıp daha az kullanılmış olması benim tercihim olurdu.
  • Aynasız fotoğraf makinelerinde perde olmadığı için shutter olayı da yok, yine de bu rakam makinenin ne kadar ele alındığını kullanıldığı bilgisi bize bir nebze söyler ve faydalı olur.

Makine ve Lensin Fiziki Kontrolü Nasıl Yapılmalı ?

  • Şimdi genel görüntü çok önemli, görünen kısım aslında görünmeyen kısım hakkında bilgileri içinde barındırır.
  • Lens için 2 önemli nokta var; bir tanesi camlarının yani merceklerinin kontrolü. Herhangi bir şekilde çizik olmamalı, içerisinde tozlanma çok az olabilir bu sefer de bir kaç fotoğraf denemesi ile etki edip etmediğine bakılmalı. Lenslerde toz temizliği pahalı olmasa da zaman alan ve serviste yapılması gereken bir işlemdir.
  • Diğer nokta da AF Motoru bulunan lenslerin tüm mm değerlerinde çevrilerek af motorunun sağlam olup olmaması netleme hızı ve aksamında sıkıntı olup olmadığının anlaşılmasıdır.
  • Tek başına lens alırken bile yanınızda makine gövdesi olmalı ve makineye takıp denemeniz gerekecektir.
  • Makinenin genel temizlik kontrolü içinse gövdenin alt tarafı, tripod izi yıpranma kısımları makinenin ne kadar ısındığı ve videoda ne kadar yorulduğu hakkında genel bilgiler verir.
  • USB ve Kart yuvasının kontrolü için kablo bağlantısı ve hafıza kartı yuvasının yaylı mekanizması ve kartı okuyup okumadığı da kontrol edilmelidir.
  • Bağlantı yerlerinin üzerini kapatan lastik kısımlarının kopmuş olup olmaması, lens ve gövdede bulunan lastik, kauçuk kısımların aşınmış olmaması, gevşeklik olmaması da önemlidir.
  • Makinenin ayna kısmının kısmının kontrolü ve sensör kilitleme yoluyla sensöre de bakmak gerektiğini hatırlatmak isterim.
  • Ayrıca çekilen fotoğraflar bilgisayara atılarak yakınlaştırma yapılarak, makinede ya da ekranında ölü piksel var mı ve ayrıca sensörde leke var mı bunlar da kontrol edilmesi gereken önemli şeylerdir.
  • Bir çok maddeyi işi bilen, teknik olarak anlayan kişiler bir bakışta iki dakika içinde bu yazdıklarımın yüzde doksanını çözebilirler.

Sonuç, Tavsiye

  • Tavsiyem fotoğraftan ve fotoğraf makinesinden anlayan birisinin yardımıyla bu işe kalkışmanız, bilinçli veya bilinçsiz çok fazla ikinci el ürün satan kişi – mağaza mevcut.
  • Bazıları eksik veya yanlış bilgi vererek alıcılara bir an önce yüksek karla satmanın peşindedir.
  • Sadece bir ürünü mağaza satıyor diye gözünüz kapalı güvenmeyin, internet ortamında güven konusu önemli bir durum.
  • Alacağınız kişi – mağazayı internette kısa bir araştırma ile hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz.
  • Sadece ekipman almıyorsunuz aslında, güvenilir insanlarla alışveriş yaparsanız pişman olmazsınız.

Her konuda çekinmeden yazabilirsiniz.

Sayfanın Üstünde Sosyal Medya İletişim Adreslerim Mevcuttur.

Tüm İnternet Ortamında @hadikurt kullanıcı adıyla bana ulaşabilirsiniz.

– Bu Yazı 205 kez okundu –

Ehliyet Yenileme İşlemleri Nasıl Yapılır ?

  • Ehliyet yenilemeye giderken yanınıza alacaklarınız ;
  • Eski Ehliyetiniz , eskisi yoksa işlem yenilemeye değil kayıp-çalıntı olayına giriyor ve işlemler değişiyor.
  • Eski ehliyetiniz kontrol edilip Nüfus Müdürlüğünde delgeç ile deliniyor ve sizde kalıyor sonrasında.
  • Yanınızda Nüfus cüzdanınız da olacak ve ona bakarak, kontrol ederek işlem yapacaklar.
  • Yanınızda Nüfus Müdürlüğüne vereceğiniz 1 adet biyometrik fotoğraf olacak, sonrasında o fotoğrafı size iade ediyorlar.
  • Randevu saatinize yakın gidiyorsunuz, yine sıra numarası alıyorsunuz ve sıranızı bekliyorsunuz.
  • Tüm parmaklarınıza ait ayrıntılı parmak izi alındıktan ve imza verdikten sonra işlemleriniz 10 dk içinde bitiyor.
  • Nüfus’ta size geçici yani 1 Aylık sürücü belgesi yerine geçecek bir imzalı kağıt veriyorlar. Artık eski ehliyetiniz değil yenisi gelene kadar bu geçerli olacak.

Randevu saatini alırken dikkat etmeniz gereken, öncesinde Ziraat Bankası ATM den ehliyet yenileme ücreti olarak 13+2=15 TL ücreti tek seferde yatırabiliyorsunuz.

Bu işlemi banka yapmıyor, ATM den siz yapıyorsunuz.

İnternetten ödeme durumu yok baktığım kadarıyla 13 TL ödüyorsunuz ama 2 TL ödemek için ATM şart, bunun için bir Ziraat Bankası ATM‘sinden 15 TL tek seferde yatırıyorsunuz. Aşağıda ismini yazdığım olayın açıklaması.

  • Sürücü belgesi değerli kâğıt ve harç bedeli, vakıf payı(Bankaya yatırılıcak)

Aile hekiminize gidip B sınıfı ehliyet raporu almanız gerekiyor, evet yenileme için bu zorunlu.

Aile hekimi de 1 Adet fotoğraf istiyor sizden.

İster özel hastaneden ister aile hekiminizde bu raporu alabilirsiniz. Genel sorular ve göz görme testi yapılıyor. Özelde 80-100 TL gibi muayene ücreti alınıyor, Aile Hekimi ücretsiz.

Sonrasında Nüfus Müdürlüğü’nde işlemlerinizi yapıyorsunuz.

  • 5 İş Günü içinde Yeni Ehliyetinizin geleceği söyleniyor. Benim ehliyetim 2 gün sonra bana ulaştı.

– Bu Yazı 44 kez okundu –

Whatsapp’tan Gelen Dolandırıcılık Mesajları

Öncelikle bu mesajlara sakın ha sakın düşmeyin diye baştan ”Dolandırıcılık” olduğunu belirtmek istiyorum.

İnternette satılık bir ilan paylaştığınız zaman, özellikle Sahibinden bir gibi çok kullanılan ikinci el satış sitesinde, Telefon numaranız orada herkese açık durumda görünmektedir.

  • Not : İlan verirken telefon numaranızı gizleyebilir, ilanı sadece mesajla ulaşılsın olarak seçebilirsiniz, bu durumda da size doğrudan ulaşmak isteyen kişileri kaybedebilir, potansiyel müşteriden olabilirsiniz. Çünkü gizli telefon olan ilanlar genel olarak güvenilirlik vermeyen ilan sahiplerinin tercih ettiği bir yöntemdir.

Şimdi gelelim meseleye; sizin telefon numarası açık olarak sahibinden ya da farklı satış sitelerinde bir ilan vermeniz durumunda otomatik olarak ilanlarınıza Whatsapp üzerinden mesajlar gelmeye başlıyor. Sitedeki mesajlaşmadan değil de sadece yabancı numaralar kullanarak gelen mesajlar bunlar.

Bir kaç mesaj örneği paylaşıyorum, bunlar bu hafta 2 günde bana gelen mesajlar sadece.

Whatsapp Ekran Görüntüleri

Şimdi buradaki mesajlar farklı numaralardan sürekli geliyor, artık Türkçe yazan bile var.

Bu numaralar Nijeryalı Dolandırıcılar’a ait 🙂

Konuşmanın devamında buradan devam ederek ya da E-Posta (e-mail) ortamında, siz bunu PTT gibi uluslararası çalışan kargo firmaları ile gönderin sizin hesabınıza kargo çıkışı olduğunda ya da bize geldiğinde ödeyeceğiz tarzı mesajlar devam ediyor.

Ya da bazen parayı peşin yatırmayı ya da Paypal ödeme sistemini de sunuyorlar, buna da kanmayın lütfen, para yattı sanıp siz kargoya verince dahi hatalı işlem olarak tekrar ödemeyi iptal ettirme durumları mümkün ve yapılıyor.

Kargoyu da siz bir kere verince iş sizden çıkıyor lütfen artık bu devirde aldanmayın böyle şeylere, en basit haliyle Google amcaya bile sorsanız size bununla ilgili onlarca yazı hikaye sunuyor.

Tabi ki tek akıllı siz sanıp böyle bir olaya kalkışırsanız bir bardak soğuk su için, otomatik gelen bu mesajlar gittikçe çoğalıyor çünkü internet ortamında alışverişin artmasıyla bunlar da artıyor.

Sürekli bana gelen bunlar doğru mu mesajlarından sonra bu yazıyı paylaşmak istedim.

Çözüm :

  • Bu tarz yabancı numaradan satış ile ilgili bir mesaj ya da E-Posta aldığınızda şikayet et – sonra engelle yapabilirsiniz. Bunun dışında bir çözüm yok.

İnternet ortamında kimsenin mağdur edilmediği iyi alışverişler dilerim.

– Bu Yazı 261 kez okundu –